Tarihe Yön Veren Salgınlar

1912 ‘’Sıtma Salgını’’ 1914’Tifüs Salgını’’ 1918 ‘İspanyol Gribi’’ 1925’Trahom Salgını’’ 1929’Çiçek Salgını’’ 1957’Asya Gribi’’ 1968 ‘’Hong Kong Gribi’’ 1970 ‘’Kolera Salgını’’  1831 ‘’Berlin Salgını’’ 2002 ‘’Sars’’ 2012 ‘’Mers’’ 2009 ‘’Domuz Gribi’’ 2014 ‘’Ebola’’ 2020 ‘’Koronavirüs’’ Bilmediğimiz belki diğer salgınlar bütün Dünyayı endişelendirmektedir.

Öyle ki salgınlarda ölen insan sayısı savaşta ölen insan sayısından bile fazla..

100 yılda bir tekerrür eden bu salgın türleri ‘’Corona’’ ile son bulacaktır. Daha fazla kimse ölmeden teyakkuzda kalıp yeneceğiz ! (Optimist düşünelim)

2120’de hiçbir pandemi olmaması ümidiyle…

(Pandemi:) Bir kıta hatta tüm dünya yüzeyi gibi çok geniş bir alanda yayılan ve etkisini gösteren salgın hastalıklara verilen genel addır.

Salgınlarda ölen bilim insanlarına şöyle bir bakalım.

Doğum: 21 Nisan 1864, Erfurt, Almanya

Ölüm: 14 Haziran 1920 Münih, Almanya

Max Weber (Sosyolog)

Bunlardan biri Karl Emil Maximilian Weber modern sosyal bilimin ana mimarı olarak bilinen Weber, politikacı bir babanın ve protestan bir annenin yedi çocuklu  aile fertlerinin en büyük çocuğudur. 14 Haziran 1920’de ’İspanyol gribi’’(İspanyol Nezlesi,H1N1) nedeniyle Zatürreye yakalanıp ölmüştür.(İspanyol gribinin son dönemleri, 1920 )

(İspanyol Gribi:) Dünya nüfusunun 1918-1920 yılları arası (o dönemin) %15’inin (50M-140M insanın) ölümüne neden olan insanlık tarihinde bilinen en büyük salgınıdır.

O dönemde Dünya nüfusu 1900’lerde 1.5 Miyar

Doğum : 26 Ağustos 1880, Roma, İtalya

Ölüm: 9 Kasım 1918 Paris, Fransa

Guillaume Apollinaire (Şair&Ressam)

Şair ve yazar olan İtalyan asıllı Fransız Guillaume Apollinaire 1911 yılında Mona Lisa tablosunu çaldığı iddiasıyla (şüphesiyle) yaklaşık bir hafta gözaltında tutuldu, Pablo Picasso ile suçsuz olduğu anlaşılınca serbest bırakılmıştır.

20. yy. Fransız şiirinin en önde gelen isimlerindendir. Babasının kim olduğu bilmediğinden mutsuz, çilekeş (bohem) bir hayat sürdürmüştür. Kimliksizliğinden utanç duymuş olup annesinden nefret etmiştir.

Şiirde gerçeküstücülüğün babası sayılmaktadır.

Apollinaire, I. Dünya Savaşı sırasında ağır yaralandı ve 9 Kasım 1918’de Paris’te ‘’gripten’’ öldü.(1. Dünya Savaşı bitiminden 2 gün önce.)

Doğum: 12 Haziran 1890, Tulln, Avusturya

Ölüm: 31 Ekim 1918, Viyana, Avusturya

Egon Schiele (Ressam)

Ressam Egon Schiele Karısının (Edith)  karnında taşıdığı bebek ile birlikte öldü. Karısının ve çocuğunun ölümüne sebep olan ise ’İspanyol gribi’’. Aynı fatalizm (kadercilik,yazgıcılık) kendiside yaşadı ve Schiele de 31 Ekim 1918‘de vefat etti.(1. Dünya savaşı bitiminden yaklaşık 11 gün önce). Birçok eleştirmene göre kendi stilini(özgün ) tam olarak geliştiremeden, henüz genç  yaşta (28) hayata gözlerini yummuştur.

Krumau, Four Trees, Dizi Bükük Oturan Kadın, Wally’nin Portresi ve 46 diğer eseri bulunmaktadır. Hayatta olsaydı veya salgından ölmeseydi belki sayısız eser bırakırdı.

(Fatalizm:) Yazgıcılık, kadercilik, tüm eylemlerin (olayların) evrendeki yasaların boyunduruğunda olduğunu vurgulayan bir felsefi öğretidir.

Doğum: M.Ö. 495 Atina, Yunanistan

Ölüm: M.Ö. 429 Yunanistan

Perikles (Devlet Adamı)

Perikles, Antik Yunanistan’da, Atinalı soylu, asker ve devlet adamı. Kısaca Atina’nın lideri Pericles  ailesinin birkaç üyesi ile birlikte ‘Atina Vebasına’’ yenik düştü.( MÖ 429.)

1500 öncesi  Ölüm sayısı tahminen 75000-100000 ( MÖ 429-426)

Konum: Yunanistan, (Atina Vebası) Tifüs olabileceği tahmin ediliyor.

Doğumu: 14 Temmuz 1862, Baumgarten, Viyana, Avusturya

Ölüm: 6 Şubat 1918, Viyana, Avusturya

“Tuvaller boş olduğu sürece her zaman umut vardır.” -Gustav Klimt

Gustav Klimt (Ressam)

Gustav Klimt, Avusturyalı ressam. Genç yaşlarda sembolizm ve art nouveau akımlarından ciddi derecede etkilenmiştir. Viyana (Sezession) 1897’de Viyana’da bir grup sanatçının kurduğu bir sanat birliği evidir. Grubunun önemli üyelerindendir. Tablolarının yanı sıra duvar resimleri, eskizleri ve diğer eserleriyle de tanınır.

(Sembolizm:) Farklı anlamlara gelen ya da farklı öğeleri simgeleyen çeşitli sembollerin kullanımıdır.

(Eskiz:) Genellikle bitmiş bir iş olarak tasarlanmayan, hızla yürütülen bir serbest çizimdir

Klimt, yengeç burçlu ressamımız eserlerinin bir çoğunda gerçek altın kullanmıştır. Klimt, kızıl renklere ve kızıl saçlı kadınlara zaafı olan art nouveau ressamıdır.

(Art nouveau): Süslemelerin ön plana çıktığı, kıvrımların ve bitkisel desenlerin sıklıkla kullanıldığı bir sanat akımıdır.

Gustav Klimt Ölüm ve Yaşam’ı 1911 yılında, yani Büyük Savaş ateşi dünyayı sarıp sarmalamadan ve Klimt ‘’İspanyol gribinden’’  ölmeden birkaç yıl önce yaptı. İşin garip yanı, sanatta ölüm simgesi en çok Orta Çağ’ın ‘’veba’’ salgınları söz konusu olunca karşımıza çıkıyor.

Doğumu: 27 Ağustos 1770, Stuttgart, Almanya  

Ölüm: 14 Kasım 1831 (61 yaşında), Berlin, Almanya

‘’Tarihten öğrendiğimiz başlıca şey, tarihten hiçbir şey öğrenemediğimizdir.’’

Friedrich Hegel (Filozof)

 27 Ağustos 1770 Stuttgart Almanya’da dünyaya geldi. Hegelcilik okulunun kurucusudur. Hegel’in izinde yürüyenlerden önce hegelci olarak yetişip, sonra bu felsefeyi eleştire eleştire kendi öğretilerine varan, zamanlarında ve kendilerinden sonra etkileri büyük olmuş ön planda iki düşünür Feuerbach, ve Karl Marx. Alman idealizminin ve rasyonalizminin öncülerindendir.

Hegel felsefesi, ‘’gelişme’’ kavramına dayanır. Her şeyin değişme ve hareket halinde ve birbirine bağlı olarak değiştiğini savunur. Herakleitos’un diyalektik yöntemini geliştirmiştir.(Herakleitos: Efes’te yaşamış Sokrates öncesi Yunan filozof.)

Hegel, daha yaşadığı sıralarda da, ölümünden hemen sonraki zamanda da çağının felsefe ve bilimini pek tabiî olarak özellikle Almanya’da çok büyük ölçüde etkilemiştir. Bu büyük etkiye, daha Hegel’in yaşadığı günlerde, genç Schopenhauer (baş düşmanı) boşuna karşı çıkmayı denemiştir: Schopenhauer Berlin Üniversitesinde derslerini, bütün ömrü boyunca ‘’baş hasmı’’ saydığı Hegel’in dersleriyle bile bile aynı saatlere koymuş; öğrencilerin iki seçenekten kendisini seçmesini (Schopenhauer) bekler ancak yanılır. Derslere gelen olmayınca; derslerine hepi topu 9 (dokuz) kişi gelmiştir J) boş sıralar önünde konuşmak zorunda kalmıştır ve Schopenhauer seyahate çıkmaya karar vermiştir.(Kazanan HegelJ) Schopenhauer yenilgiyi hazmedip Venedik, Roma, Napoli, Paestum, Milano şehirlerini gezip kafa dağıtmaya gitmiştir. (Gerçekten gülünç bir durum J) Meşhur kavgaları hiç bitmez bu ikilinin.(Hegel&Schopenhauer)

Schopenhauer ,Hegel için : O lanetli, anlaşılmaz yazılarıyla Almanya’nın tüm beyinlerini zehirledi.”

Schopenhauer Hegel için şunu da söylemiştir. ‘’Eserlerinin dörtte üçü safi saçmalık, dörtte biri de paradoks’’ (Arthur Schopenhauer belli ki Hegeli kıskanıyor hiç sevmiyor Hegeli ama biz seviyoruz J) 

19. yy felsefesini en çok etkileyen filozof olduğu söylenmektedir.(Hegel)

Celal Şengör hocamız Hegel için ‘’Salak’’ dediği ve ortaya attığı yöntemi (Diyalektik) ‘’Zırva’’ diye nitelendirdiği Hegeli ağır bir şekilde eleştirmiştir. Hegel ömrünün son yıllarını Berlin’de geçirdi. 1831 yazı ve sonbaharı boyunca süren kolera salgınının son kurbanlarından biri olmuştur. Hegel  1831’deki Berlin ‘’Kolera’’ salgınında  öldü. Aynı salgında  Shopenhauer(Hegelin amansız düşmanı baş hasmı) Berlin’den kaçarak (Frankurt ‘a) yaklaşık 30 yıl yaşadı. Alman filozof yaşasaydı bu yıl 250. Yaşını kutluyorduk. Yaşamamış olması eserlerini okumayacağız anlamına gelmez ve böylesine büyük bir filozof zor gelir dünyaya. Evde oturduğumuz şu günlerde bizim için de bir beyin jimnastiği olarak o salgında (Kolera) ölmemiş olsaydı felsefe tarihine daha neler katabilirdi ?

Hazırlayan: Cihat Çalışkan

1 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir