Röportaj: Ufuk Beydemir ”Benim yalnızlığım bitmiyor”

Röportaj: Numan Çakır

Her sanatçının bir dönüm noktası veya onu bizlere tanıtan bir olay vardır. Sen de Ay Tenli Kadın’la dünyamıza girdin. Fakat sokakta rastgele çektiğiniz o video insanlar tarafından daha fazla tanınmana neden oldu. Sosyal medyanın gücü samimiyetin gücüyle birleştiği zaman çok iyi bir etkiye dönüşüyor. Sen o videonun etkisi ve sosyal medyanın gücü hakkında ne söylemek istersin?

Açıkçası hiçbir fikrim yok neden böyle olduğuyla ilgili. Sosyal medya hâlâ sırlarla dolu ve öngörülemez sürprizlerle dolu benim için.

Müzik insanın aslında başlayacağı değil var olacağı bir alan olarak geliyor bana. Yani müziğe başlamak değil de içindeki müziği başlatmak tabiri bana daha doğru geliyor. Sen sanırım doğduğunda dahi bir müzikle doğmuş olabilirsin? Bu bağlamda müziğin kendindeki kökeni ve aileni müziğin çevresine konumlandırırsak ne söylemek istersin?

Evde kasetleri olan, onları dinleyen bir ailem vardı. Daha fazlasını görmedim aslında aile içinde. Belki müzikle doğmak fikrinize katılabilirim, içimde bir yerde onu keşfetmemi bekleyen bir eylem olabilir benim için müzik. Çünkü içimdeki müzik sevgisiyle yüzleştiğimde garipsediğim bir şey olmadı hiçbir zaman. İlk başlarda dahi sanki hep yaptığım şeyi yapıyor gibi hissettim.

Şarkılarında hayal gücüne gerçekten daha çok yer veriyorsun gibi. Sanırım çevrenden, gördüklerinden dolduklarınla da bir beste çıkarabiliyorsun. Şiirle iç içe olduğunu düşünüyorum hep. Şarkılarının yazılma ve bestelenme aşamalarını düşündüğümüzde nasıl bir yolculuğu var?

Sadece şarkılarda değil hayatta genel olarak hayal gücüne tabii ki önem veriyorum. Yaşadığım, duyduğum, gördüğüm her şey bilinçaltımı besliyor bence. Ben fark etmesem de bu gerçekleşiyor ve ansızın melodilerle, cümlelerle somutlaşıyor. Bazen kendi yazdığım şarkıyı kendimle çok içselleştirmezken yıllar sonra geldiğim noktada o şarkının beni ne kadar iyi anlattığını fark ediyorum ve büyük bir aydınlanma oluyor benim için.

Eskiden sanatçılar binlerce kişiye konser verip eve geldiklerinde yalnızlığa gömülürlerdi gibi bir algı var. Ben buna kısmen katılıyorum. Fakat şimdi siz binlerce kişiye konser verip eve geldiğinizde evde de sizi binlerce kişi bekliyor sanal olsa da. Bu gitgelde yalnız kalmayı başarabiliyor musun? Yalnız kaldığında ilk yaptığın şey ne?

Biraz klişe olacak belki ama benim yalnızlığım bitmiyor bence. Üreten herkes de böyle hisseder diye düşünüyorum. Bırakın sanalda sizi bekleyenleri, yanınızda birileri olsa dahi siz içsel yolculuğa çağırıldıysanız bileti kesersiniz, çok bir alternatif yok açıkçası. Tek yaptığım uzun uzun düşünmek yalnızken. Bazen bir odada dahi saatlerce yürüyerek düşünürken buluyorum kendimi. Yorulduğumda bunu fark ediyorum.

Son olarak müziğin dilsizliğinden bahsetmek istiyorum. Hangi kültürde tarzda dilde olursa olsun müzik insana iyi geldiği zaman o müzik bence iyi müzik. Türkiye bu anlamda çok fazla etnik müzik barındıran bir ülke. Fakat güncel yaşam bizi bazen bunlardan uzak tutabiliyor. Türkiye’deki müzik çeşitliliği sana ne ifade ediyor?

Ben bir müzik insanı olarak bu kadar çeşitli ezgilerin yaşadığı bir toprakta bulunduğum için kendimi şanslı görüyorum açıkçası. Olabildiğince de her şeyden beslenmeye çalışıyorum çünkü ben müzikte harman severim. Tek bir akıma ait müziklerden ziyade iç içe geçebilmiş işler beni etkiler. Tek şikayetim ülke geneline vurduğumuzda dinleyici tarafı olabilir. Maalesef bu kadar zengin kültürlerin yaşadığı coğrafyamızda olgun bir dinleyici kitlesi göremiyorum. Dinleyicilerin bir kısmı popüler kültür dinamiklerine göre hareket ediyor.  Bu düşüncem ülkenin büyük bir yüzdesini kapsıyor ne yazık ki.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir