Röportaj: Müge Su Şahin ”İdol diyecek kadar hiç bi oyuncuyu örnek alamadım kendime”

Röportaj: Büşra Çakır

Tiyatro, dizi ve sinema oyunculuğu arasında ne fark görüyorsun? Tercihin genelde hangi yönde oluyor?

Tiyatro enerjisi çok yüksek ve hata istemeyen, aşırı disiplin gerektiren bir iş. Her tiyatro oyunu text aynı olsa da farklıdır. Ama dizi, sinema oyunculukları hata yapsan da yeniden çekileceği için tiyatrodan daha farklı. Çok uzun saatler çalışmak gerektiren, dışardan göründüğü kadar rahat olmayan bir iş. Bu işe aşık olmazsan kesinlikle yapamazsın. Setteki gerginliği, normal hayatta yaşadığın tüm olumsuzlukları geride bırakıp kamera karşısında bambaşka birine dönüşebilmek hem yıpratıcı hem de güçlendirici bir durum. İkisi için de güçlü bir beden ve ruh durumu gerekiyor. İkisinin getirileri de götürüleri de çok başka.

Müzik hayatının neresinde duruyor? Müzikle tiyatroyu birleştirip bi müzikalde oynamak istiyor musun ya da ne düşünüyorsun?

Şu anda geçimimi müzikten sağlıyorum. Sahneye çıkıyorum , şarkı söylüyorum. Müzik sayesinde insanlar tanıyorum, hiç tanımadığım ruhlara dokunuyorum. Müzik hep vardı hayatımda, her anımın arka planında çalan bir şarkı olduğu gibi. Asla vazgeçmeyeceğim bir şey müzik. Tiyatroya başladığımda daha 14 yaşındayken “Sır” isimli bir müzikalde başrol oynamış, ve bunun sayesinde Londra’ya gitme imkanı yakalamıştım. Yeniden bir müzikalde oynamayı gerçekten çok istiyorum. Şöyle bi baktığımızda zaten frekanslardan, titreşimlerden oluşuyor hayat dediğimiz şey. Yaşadığımız hayat bir müzikal zaten.

Dijital platformdaki dizi ve filmleri beğeniyor musun?

Dijital platformdaki dizi ve filmleri çok destekliyorum. Televizyondaki gibi süre zorunlulukları yüzünden abartılan uzunlukta sahneler izlemiyoruz, reklamlara boğulmuyoruz, yine karışılıyor ama televizyona göre sansürlenmiyoruz, özgürüz. Senarist özgür, yönetmen özgür , oyuncu özgür… Umarım devamı olur ve çok daha güzel işleriz dijital platformlarda.

Oyunculuğa başlarken ya da öncesinde idol edindiğin bir oyuncu var mı?

Bu soruyu daha önce de sormuşlardı ve üzerine baya bi düşünmüştüm.. Ama idol diyecek kadar hiç bi oyuncuyu örnek alamadım kendime. Bana ilham veren çok isim oldu, ama idol diyecek kadar, dönüm noktası yaratacak kadar kimse olmadı hayatımda.

Karantina döneminde kendinle alakalı ne yaptın? Günlerini nasıl geçirdin?

Karantinada aslında gerçek hayatta ne kadar yorulduğumu ve bir şeylerin ne kadar az farkında olduğumu anladım. İlk günlerim dinlenmekle geçti. Şimdi daha önce denemediğim kendime şans vermediğim bi dal olan resim üzerinde yoğunlaştım. Kafamdaki şeyleri çizmeyi boyamayı çok sevdim. Yeni şarkılar keşfediyorum, kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Umarım karantina bittiği zaman işime yarar bir kaç şey katabilmiş olacağım işime ve ruhuma.

Rol aldığın dizilerde büyük oyuncularla oynadın. Onlarla oynamak nasıl bir duygu. Yaşadığın bir anın var mı?

Bizim Hikaye’de de Çarpışma’da da büyük isimlerle, harika deneyimleri olan harika insanlarla çalışma fırsatım oldu. Bazen kurdukları bir cümle bile aylarca yaşayarak öğrenebileceğiniz bir şeye eşit oluyor. Kendimi çok şanslı hissediyorum bu yüzden. Bizim Hikaye’deyken Muzi karakterinin saçları her bölüm ıslaktı. Aralık ayında gecenin köründe çok soğuk gecelerde ıslak saçla dış/gece çektiğimiz zamanlar oluyordu.  Zatürre olmadan dizinin çekimlerini bitirebilmek mucizeydi aslında. Bir keresinde çok üşüyorken Hazal Kaya gelip saçlarıma dokunup, saçlarımı ıslatmamaları üzerine kuaförlerle ve yönetmenle konuşmuştu. Ve şu cümleyi kurmuştu bana. “Ben de setlere 16 yaşında başladım, beni savunan , arkamda duran kimse yoktu yanımda. Ama senin burda Hazal ablan var.” Bu cümleleri unutamıyorum. Yaptığı küçücük bir şey ve bana kurduğu ufacık bir cümleyle beni çok daha güçlü birine dönüştürmüştü Hazal. Yalnız hissetmemiştim. En güzel anılarımdan birisidir bu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir