Röportaj: Ecem Günaydın ”Bale, gözlerin açıkken rüyada olmak gibi”

Röportaj: Numan Çakır

Öncelikle Bodrum’la başlamak istiyorum. Bodrum, üzerine şarkılar yazılmış nadide bir şehir. Böyle büyülü bir yerde doğmak kendin ve sanatın açısından sana neler kattı?

Bodrum; sonsuz mavisi, eşsiz doğası ve günümüze kadar korunmuş tarihi dokusu ile birçok sanatçıya ilham kaynağı olmuş. Böylesine ayrıcalıklı bir yerde doğmuş ve sanatla tanışmış olmak benim için çok özel. Sanat, özgürlük ve bir kalıba sığmamak aslında.. Bodrum da gerek yaşayış şekli gerekse sosyokültürel yapısı ile bir sanatçı için gerekli ilhamı besler nitelikte..

Bale sanat olarak seçkin bir yerde durmaya hep devam etti. Tiyatroya gitmek toplum olarak bildiğimiz bir şey. Ama baleye gitmek ve izlemek bir alışkanlık değil. Hala niş bir kitlenin sahip çıktığı bir sanat dalı. Sizin, balenin bu seçkin yeriyle ilgili düşünceleriniz neler?

Benim fikrim toplum olarak hala önyargılarımız olduğu yönünde. Oysaki günümüzde Türk kültürünü ve tarihini de konu alan pek çok bale eseri sahnelenmekte. Bir kere tabularını kırıp izlemeye gelenin tekrar tekrar geldiğini düşünüyorum. Çünkü bale, gözlerin açıkken rüyada olmak gibi.. İnsanı bambaşka diyarlara sürüklüyor.

2015 yılından beri Samsun’dasın. Ege’den Karadeniz’e gelmek deniz açısından seni mutlu etmiştir. Samsun’da nasıl bir hayat sürüyorsun?

Evet, bu konuda kesinlikle şanslı olduğumu söyleyebilirim. Vaktimin büyük çoğunluğu operada geçse de günün sonunda sahilde denize karşı kahve içmek günün tüm yorgunluğunu alıyor. Bunun yanında Samsun’un doğal güzelliklerini seviyorum. Şehrin gürültüsünden uzaklaşıp nefes alabileceğiniz ve kamp yapabileceğiniz güzel alanlar var. Sakinlik ve doğallıktan yana olduğumu söyleyebiliriz.

Dijitalleşmenin hızlanmasıyla birlikte sanatçıların sahnede görünür olmak dışında bir de sosyal medyada görünür olma istekleri var. Özellikle son dönemde twitter ve instagram üzerinden yayın yapan ve kitlesine ulaşan bale sanatçıları görüyorum. Bu yaptığınız sanatın seçkin tavrını zedeliyor mu?

Günümüzde sosyal medya sayesinde çok büyük kitlelere ulaşmak mümkün. Bale sanatının da sevdirilmesi ve tanıtılması adına yapılan yayınların çok büyük faydası olduğunu düşünüyorum. Sahnede gördüğünüzden farklı olarak bir bale sanatçısının günlük egzersizlerini, vücudunu formda tutmak adına yaptığı çalışmaları izleyebiliyorsunuz. Özellikle soru-cevap şeklinde yapılan yayınların da hem seyircimize hem de gelecekte bizlere katılacak olan genç nesle ışık olacağını düşünüyorum.

Türkiye’de Bale sanatçısı dediğimiz zaman sürekli klasik müzik dinleyen, arthouse filmler izleyen tipoloji canlanıyor. Bunun böyle veya böyle olmadığını bize anlatır mısınız?

Mesleğimiz gereği hayatımızın büyük bir kısmını klasik müzikle geçirsek de her birimizin farklı tarzı ve zevkleri olduğunu söyleyebilirim. Genele bakacak olursak sahne sanatlarıyla uğraşan herkes gibi enerjisi yüksek, renkli ve eğlenceliyiz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir