Röportaj: Birsu Demir ”Belki de çok daha öncesinde de kaliteli işler yapıyorduk…”

Röportaj: Numan Çakır

Alemin Kralı dizisinde çok fazla tanınan bir oyuncu oldun. Dizi çok başarılıydı. Döneminde yapılmış en iyi komedilerden biri. Şafak Sezer’de dizinin en önemli karakterlerindendi. Röportajımıza şöyle başlayalım. Şafak Sezer ile oynamak nasıl bir duygu? Aynı zamanda o dönemdeki hislerinden bahseder misin?

Mesleğime 8 yaşımda başladım ve o zamandan bu zamana çalıştığım oyuncuların hepsi birer birer benim için çok kıymetli. Beni herkesin tanıdığı Alemin Kıralı dizisinde başta Şafak Sezer ve Oya Başar’la çalışmak benim için çok büyük bir şanstı. İkisinden de çok şey öğrendim, o dönem ortaokula gidiyordum ve yaşıtlarımdan çok daha farklı bir ortamda büyüdüm. Çocukluğumu yaşamadım anlamına gelmiyor yanlış anlaşılmasın. 🙂

Şafak abinin oynadığı tüm karakterler zaten herkes tarafından aşırı keyifle ve sevilerek izleniyor bunun sebebi belki kaleminin de olmasından kaynaklanıyor. Ben Şafak abiyle çalışırken komedinin verdiği anlık doğaçlamaları, yaratıcı olmayı ve her an yeni bir şeyler bulmayı öğrendim. Ayrıca şunu da söylemeliyim çoğu zaman gülmekten sahneleri çekemiyorduk. 🙂 Çünkü kamera arkasında da en az karakteri kadar güldürüyordu. O dönem herkes severek izliyordu ve ben de çok iyi tepkiler alıyordum, çocukta olsam bana işimi doğru yaptığımı hissettiriyordu insanlar ama 12 yaşındaydım, nasıl bir işin içinde olduğumun kıymetini şimdi daha iyi anlıyorum.

Son dönemde sosyal medyada fazlaca aktifsin. Hatta adına sosyal medyayla ilgili çok güzel haberler yapılıyor. Sosyal medyayı nasıl kullanıyorsun? İleriki dönemlerde dijitale iş yapmayı düşünüyor musun?

Sosyal medyayı aslında ben de herkes kadar kullanıyorum ama ne zaman “büyümüş” gibi fotoğraf koysam, tabii bu insanların bakış açısı, bir anda her yerde “şimdiki halini görenler inanamadı” adlı başlıklı haberlerde oluyorum. Bu beni rahatsız etmiyor ama zaten büyümek çok normal bir şey değil mi? Sanırım tipim insanlara çok değişmiş geliyor, ya da herkes canlandırdığım karakter gibi beni düşündüğü için gerçek hayatta ki halim şaşırtıyor. Yine de bunlardan yana bir sıkıntım yok, aksine ben de okurken gülümsüyorum. Televizyona uzun saatler dizi çekmek ve izleyiciyi de saatlerce ekrana kilitlemektense dijital işler şu anda hem oyuncu hem seyirci tarafından daha rahat. Oyuncular ve set çalışanları için çok daha zor, bazen kaset yetişmediği için iki gün ara vermeden bölüm yetiştirmek gerekiyor. Dijital işler daha kısa. Netflix ve diğer platformlarda yapılan işlerin nerdeyse çoğunu izledim ve takip ediyorum, hepsi de çok kaliteli ve tüm dünyada yayınlanması hepimiz adına gurur kaynağı bence. Ben de ilerde farklı bir dilde kendimi geliştirip yabancı bir dijital işin içinde olmak çok isterim.

Seni Bir Demet Tiyatro’dan da hatırlıyorum. Şimdilerde herkesin olmak istediği yerde sen küçük yaşlarda zaten vardın. O dönemde Bir Demet Tiyatro’da olmak nasıldı?

Başta da dediğim gibi gerçekten çok iyi ustalarla çalıştım ve set ortamında hepsi benim hocamdı. Bir Demet Tiyatro benim ilk işim, 8 yaşımdaydım ve bugün açıp izlediğimde gerçekten tüm oyuncularıyla herkesin içinde olmak isteyeceği bir iş. Çok küçüktüm neler hissettiğimi nasıl tarif etsem doğru olur bilmiyorum ama şunu rahatlıkla diyebilirim Yılmaz Erdoğan Demet Akbağ ve şu anda tanıdığınız orda ki tüm büyüklerim bana abilik ablalık yapıyordu. Bana göre çalışmak değil oyun gibi geliyordu çünkü seviliyordum ve eğleniyordum. Bir çocuk nasıl mutlu hissederse öyle işte. 🙂

Son yıllarda ülkemizde dizi ve sinema sektöründe çok hızlı gelişmeler var. Çok iyi filmler ve diziler çekiyoruz. Hatta yurtdışına sattığımız dizilerimizde çok fazla. Sen bir oyuncu olarak bu gelişmeyi nasıl görüyorsun?

Belki de çok daha öncesinde de kaliteli işler yapıyorduk ama internet ve sosyal medya vb. popüler olmadığı için insanların dikkatini çekmiyordu. Ben konservatuarda oyunculuk okuyorum, biz derslerimizde hala eski Türk yapımı filmleri izleyip hakkında konuşuyoruz. Dönüp baktığında o zamanında gerçekten çok iyi işleri varmış ama şimdiki kadar konuşulmamış. Yaptığımız işlerin yurtdışına satılması ve eskiye nazaran daha çok ilgi görmesi belki daha özverili ve kaliteli işler yaptığımız için olabilir. Dizi ve film sektörü yenileniyor gelişiyor büyüyor. Buda gelecekte iyi işlerin içinde bulunmak isteyen bir oyuncu için güzel bir şey tabii ki.

Son olarak karantina döneminden bahsedelim. Bu dönemde her şey durdu. Peki sen karantina döneminde nasıl geçiriyorsun? Kendini nasıl hissediyorsun?

Karantinada ruhsal olarak bir güneşli bir yağmurluyum. Ama içinde olduğum duruma çok alıştım, sanki en başından beri hayat evdeymiş gibi hissediyorum. Bu zaman içinde çok okudum, izledim, yeni tarifler denedim farklı hobilerimi keşfettim. Hatta instagram’da gördüğümüz tüm challengeları yapmış olabilirim. 🙂 Sadece eskiye dönüp baktığımda içim burkuluyor, havaların ısınmasıyla evde bulunma halinden çıkıp çılgınca sokağa koşup çimenlerde yuvarlanmak istiyorum fakat tabii ki de henüz çok erken. Çok fazla insan kaybettik en kötü tarafı bu, evde nerdeyse her şeyin mümkün olabileceğini gördük ve yeni dünya sistemini tanıdık. Çok çabuk olmasa da her şey yeniden çok güzel olacak inanıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir