Röportaj: Aylin Yeliz Gündoğdu ”Aslında pop müziğin çökeceğini düşünmüyorum”

Röportaj: Numan Çakır

Röportaja Masge ile başlamak istiyorum. Masge’yi bir çok projede izledik. Tolga Çevik’le yaptığınız o eğlenceli performansı unutamıyorum mesela. Türkiye’de kadınlardan oluşan grupların içerik olarak iyi fakat şov olarak yetersiz olması bence bir sorun. Fakat siz hem sahne olarak hem nitelik olarak çok başarılısınız. Masge grubunun bir araya gelme sürecinden ve neler planladığınızdan bahseder misin?

Öncelikle çok teşekkür ederiz. Masge kızlarıyla aynı Tolgshow’da izlediğiniz gibi bir  kabare şovunu İstanbul’un gözde mekanlarından birisinde yapmak üzere dört büyük müzisyen (Özer Atik,Yuri Ryadchenko,Atılgan Gümüş,Cenk Bıyık) tarafından tanıştırıldık. Aslında kadın grubu oluşturmak gibi bir niyetimiz başta yoktu ama sahne yapmaya başladıktan sonra aramızdaki uyumu fark edince Masge kendiliğinden oluşuverdi. Hepimizin hayatına ve kariyerine büyük katkıları oldu.

Birlikte müzik yapmak bizi mutlu ediyor.

Grup üyeleri olarak teker teker çok farklı özelliklere sahipsiniz. Mesela Gökçe’yi son teklinizde rap performansıyla izledik. Senin de kişisel performansın muhteşem.  Acı Kahve şarkısı nasıl ortaya çıktı?

Evet aslında her birimizin farklı tarzlara sahip olması ilgi çekti belki de  insanlar tarafından. “Acı Kahve” ,  beraber çalıştığım söz yazarı arkadaşım Füsus Ali Akarçay ile yoğun çalıştığımız bir akşam haydi bugünlük yeter diyip çalışmayı bitireceğimiz bir anda ortaya çıkan ve 5,10 dakikada yaptığımız bir şarkı. Hatta ilk başta akordeon solosunun olduğu yere “Bebeğim bebeğim senin canını yerim” sözlerini koyup eğlenmiştik kendi aramızda. Aynı gece şarkıyı geyik olsun diye Gökçe’ye attım o da çok beğenip rap yazmak istedi ve ortaya bu eğlenceli düet çıktı. Tabi ki Yuri Ryadchenko’nun mühtiş akordeon solosu ve düzenlemesiyle.

Müzik son dönemde özellikle Türkiye’de sizin gibi isimler sayesinde daha nitelikli hale geliyor. Popun çöküşü diyorum ben buna. Ama şöyle bir çöküş. Sadece iki ritm üzerine formüllerle hazırlanan parçaların yerini sözün nitelikli olduğu ve ön plana görüntünün değil yeteneğin çıktığı bir dönem. Senin son dönemdeki Türkçe müzikle ilgili fikirlerin neler?

Aslında pop müziğin çökeceğini düşünmüyorum ben. Ama  pop müzikte de çok özensiz yapılmış prozodi ile alakası olmayan, sözlerinde ne anlattığı anlaşılmayan bir sürü şarkı var evet. Tabi ki bu durum diğer müzik tarzlarında da geçerli. Trap müzik popüler diye aynı ritmi açıp üzerine saçma sapan sözler yazıp piyasaya sunan çok insan var. İşin üzücü yanı bunların tutması. Argo cümleler kurarsan bir şekilde beğeniliyor maalesef. Kıyıda köşede keşfedilmemiş yüzlerce güzel şarkı olduğuna eminim. Evet bazıları gerçekten hakkettiği değeri görüyor. Mesela Masge ile yaptığımız “Karmakarışık” şarkısında yazdığım sözlerde “Üç noktanın ikisini sen silmedin mi?” cümlesini insanların yakalaması, twitter üzerinden çok kez paylaşmaları beni çok mutlu etti. Ama bazen  ülkemizde saçma şarkıların tuttuğu zamanlar olduğunda Tarkan’ın “Karma” albümünün çıktığı döneme ışınlanasım gelmiyor değil.

Müzik aslında kumsalda gitar çalmak dışında bir çok soruna da sahip. Müziği derinlemesine kavradığınızda büyük depresif dönemlere de gebe. Aslında sanatçının bu kaosta aklı selim kalması büyük şans. Belli ki müziğin en derin kuyularında gezen birisin. Müziğin bu hali seni korkutuyor mu?

Müziğin bu hali beni korkutmuyor. Çünkü müziğin bu halinden besleniyorum diyebilirim. Bana ve çevremdekilere en çok dokunan şarkılarımı hep çok yoğun duygular hissettiğim dönemlerde yaptım. Bunların çoğunu henüz yayınlamadım. Birkaç tanesini önümüzdeki sene yapmayı planladığım albüm içerisinde paylaşacağım. Müziğin bu depresif haliyle yaşamaya alıştım diyebilirim aslında. Onu kontrol edebiliyorum çünkü. İçimdekileri bir şarkıya bir şiire aktarmak beni rahatlatıyor. Depresif bir an mutlu bir ana dönüşebiliyor ortaya bir şarkı çıktığında. Müziğin depresif hali de eğlenceli hali de çok güzel yani kısacası. Hem hiç hissetmeden bir şarkıyı söylediğimi düşünün, hanginizin kalbine dokunacak o şarkı?

Son olarak sormak istediğim birkaç konu ile röportajımızı bitirelim. Grup olarak veya kişisel olarak örnek aldığınız isimler var mı? Kişisel yolculuğunda yönünü nasıl çizmeyi düşünüyorsun? Ve müzik dışında hayatının dinamikleri hakkında neler söylemek istersin?

Grup olarak Little Mix’i çok beğeniyoruz. Bireysel olarak Sezen Aksu’yu ayrı tutarım tabi ki. Onun dışında Hüsnü Arkan’ı çok beğeniyorum. Tarzını kendime çok yakın buluyorum. Şarkıları beni her seferinde alıyor. Özellikle “Kırık hava”.

Kişisel yolculuğumda yaptığım şarkıları yavaş yavaş sizlerle buluşturma niyetimdeyim. Hepsi için ayrı heyecanlıyım. En sevdiklerimi biraz daha sona sakladım. Belki de sabredemeyip daha erken paylaşıveririm.

Müzik dışında hayatımın dinamiği tabi ki spor. Birkaç ay ara vermiştim şimdi tekrar düzenli hale getirme çabasındayım. Doğa yürüyüşlerine bayılırım.

Fotoğraflar Ali Hikmet Bıçkıcı‘ya aittir.

1 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir