Ece Erdoğuş Levi: İstanbul bir açık hava müzesi gibi

Yazarlık yolculuğuna romanlarla başlayan ve kızı Masal’dan sonra çocuk kitapları dünyasına adım atan Ece Erdoğuş Levi ile son serisi Masal’ın İstanbul Maceralarının ilk iki kitabı Beyoğlu ve Galata’yı konuştuk…

“İstanbul bir açık hava müzesi gibi yani, sanırım en çok bu etkiliyor beni.” diyen Ece Erdoğuş Levi, kızı Masal’dan ve İstanbul’dan aldığı ilhamla yazmış Masal’ın İstanbul Maceraları serisini. Mario Levi’nin de tarih danışmanlığını üstlendiği bu serinin Beyoğlu ve Galata’yı anlattığı kitaplarının ardından üçüncü kitap da Kadıköy’le ilgili olacak.

Röportaj: Ada Aras

YAZARLIK BİR HAYAL OLARAK BAŞLADI ASLINDA

Ece Hanım, merhaba! Genel olarak kitaplarınızdan bahsederek başlayalım mı?

Merhaba. İlk romanım Kolpa ile edebiyat yolculuğum başladı. Ardından Yok Olma Kılavuzu, Tuhaf Hikayeleri Sever misiniz? ve Her Şeyi Baştan Anlat romanlarım geldi. İlk çocuk kitabım Dünya İçin Bir Şans. Son olarak da kızım Masal’dan ve çok sevdiğim İstanbul’dan ilham alarak yazdığım Masal’ın İstanbul Maceraları serisinin ilk iki kitabı, Galata ve Beyoğlu yayımlandı.  

Yazarlık sizin için nasıl başladı?

Yazarlık bir hayal olarak başladı aslında. İyi bir okur olmaya başladıkça, yazma isteğim de arttı. Şiire hep ilgim vardı, bu konuda çok çalıştım. Defterlerce şiirim durur hâlâ bir yerlerde. Sonra hikâye yazmaya çalıştığım bir dönem oldu. Şimdiden bakınca hepsinin ilk romanımı yazmamın hazırlığı olduğunu görüyorum.

Peki yazma rutininiz nedir? Pandemi süreci bu rutini bozdu mu ya da rutininize katkı sağladı mı?

Pandemi benim tüm hayat rutinimi alt üst etti desem yeridir. Normalde eğer bir dosya üzerinde çalışıyorsam sabah neredeyse kalkar kalmaz yazı masamın başına otururum ve gün boyu çalışırım. Şimdi kızım ve eşim evde, dolayısıyla tüm düzen değişti. Birlikte daha çok zaman geçirebiliyoruz bu güzel bir şey, ama annelere daha çok iş düştüğü de kesin. Bu sürece bir deneyim gözüyle bakıyorum, illaki her şey normale dönecek, o vakit geldiğinde bende bıraktığı duyguyla yazdıklarıma sızacak diye düşünüyorum.

İSTANBUL BİR AÇIK HAVA MÜZESİ GİBİ

Son kitabınız ikili set halinde çıkan Masal’ın İstanbul Maceraları Beyoğlu ve Galata. Siz bu yerleri yazarken en çok hangi detayından etkilendiniz?

Geçmişte, çok da uzağa gitmeden, bundan altmış yetmiş yıl kadar önce, günümüzden çok farklı bir İstanbul yaşanıyormuş. Araştırdıkça ve öğrendikçe İstanbul’un benim için ifade ettikleri çok değişti. Düşünün ki insanların bütün şıklıkları ve zarafetleriyle buluşup Fransızca ya da İngilizce, edebiyat, politika, sanat üzerine tartışmalar yaptıkları bir pastane var, Markiz Pastanesi. Üstelik kendi doğallığında gerçekleşiyor bu, yaşanan ortam ve kültür böyle çünkü. Beyoğlu kitabında bunu anlatan bir sahne var mesela, o günlerin yaşamı bugünden bakıldığında hakikaten bir masal gibi görünüyor bana ve çok etkileniyorum. Aynı şekilde Galata kitabında da Masal ile Kara’nın Karaköy İskelesinden Kule’ye yürüdükleri bir sahne var. Orada Kamondo Merdivenlerini, Avusturya Lisesi’ni, Saint George Kilisesi’ni ve Saint George Avusturya Hastanesi’ni görüyorlar ve Kara, bu mekânların 1300’lere kadar uzanan hikâyesini, zamanında Almanca konuşan Katolikler için yapıldığını, zaman içinde birçok cemaat tarafından kullanıldığını anlatıyor. İstanbul bir açık hava müzesi gibi yani, sanırım en çok bu etkiliyor beni.

Kitapların tarih danışmanlığını Mario Levi yaptı. Bu süreç nasıl gelişti? Masal, İstanbul maceralarına devam edecek mi?

İstanbul konusunda Türkiye’de en çok birikime sahip insanlardan biri bence Mario. Nitekim ben de Masal’ın İstanbul Maceraları’nı yazma fikrini ilk onunla paylaştım, tarihi konusunda yardımcı olmasını rica ederek. Çok sevdi fikrimi. Önce Galata üzerine konuştuk, çok büyük bir tarih var orada, en çok nereleri vurgulanmalı diye. Aynı şeyi Beyoğlu tarihi için de yaptık. Ben kitapları yazdıktan sonra da ilk o okudu. Çok sevdi. Üstelik kızımızın kahraman olduğu hikâyeler… Elbette devam edecek, Kadıköy kitabını yazmaya başladım.  

MASAL’IN İSTANBUL MACERALARI YENİ SEMTLERLE DEVAM EDECEK

Ebeveynler tarihi olayları, dokuları çocuklara aktarırken sizce nelere dikkat etmeli?

Didaktik olmamalılar. Bu tavrın çocukları tarihten uzaklaştırdığını düşünüyorum. Bence küçük geziler yapılabilir. Masal’ın İstanbul Maceraları’nı okuyanlardan “Kitabı okuduk, Galata’ya gideceğiz, Beyoğlu’na gideceğiz, ah şu pandemi bir geçse…” diyen mesajlar alıyorum. Bu çok güzel bir yöntem mesela, aile için de çok güzel bir paylaşım. Kolay kolay unutulmayacak bir şey. Ufak ufak bilgiler verip internetten bulunacak fotoğraflarla da desteklenebilir. Bir de bence en önemlisi çocukların zihninde bir kronoloji oluşturabilmek.

İyi bir yazar olmanın sırrı nedir?

Sır denemez aslında, iyi bir okur olmak, çok yazmak bence.

Yine roman yazacak mısınız? Yeni projeleriniz neler?

Tabii ki yazacağım. Şimdilik Masal’ın İstanbul Maceraları yeni semtlerle devam edecek. Bir de Masal Büyüyor adı altında toplamayı düşündüğümüz okul öncesi için bir seri planlıyoruz. İlk kitabının çizimleri tamamlandı sanıyorum, yeni yılda o da yayımlanacak. İlk resimli kitabım, çok tatlı bir kitap oldu, onun için de heyecanlıyım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir